...

Talking To Strangers | Malcolm Gladwell (Kitap)

Malcolm Gladwell, Talking to Strangers isimli kitabında birbirlerini iyi tanımayan insanların etkileşimlerini inceliyor. Ortaya çıkan kimi olumsuz durumları irdeliyor, ‘yanlış anlaşılmanın’ veya ‘karşı tarafı yanlış yorumlamanın’ hangi noktada başladığını açıklıyor.

Kitap, açıklıkla yazılmış bir iletişim kitabı. Her gün, kişiler arası ilişkilerde varsayımlar, hatalı yorumlamalardan ve karşı tarafı yanlış anlamadan doğan, sonu ‘felaket’e giden pek çok olay yaşanıyor. Aslında, bu olumsuz olayların karşı tarafı anlamaya çalışırken birkaç detaya daha fazla önem verilerek önüne geçmek mümkün. Ancak, kitapta da vurgulandığı üzere, çoğu birey, karşı tarafı topladığı ‘ipuçları’ ve gözlemleri ile o kadar iyi anladığını düşünüyor ve çoğu kez önyargılarına kendisini o kadar fazla kaptırıyor ki, yanılgı işte bu nedenle başlıyor ve ilerleyen safhalarda giderek büyüyor.

İnsan olarak bizler, karşımızdaki kişilerin belli şartlar altında belli kalıplarda davranacağına inanırız, böyle bekleriz ve fazla tanımadığımız kişilerden bu kalıpların dışına çıkan davranışlarla karşılaşmadığımız sürece ilişkilerimiz yolunda gider. Ancak, beklemediğimiz davranışlarla karşılaştığımızda karşımızdakini kolayca ‘şüpheli’ ilan ederiz. Evet, o kişinin davranışlarından yaptığımız çıkarım için yanılmama ihtimalimiz var. Peki, eğer yanılıyorsak? Eğer, çıkarımlarımızda, kültür farkı, zaman, eğitim, hayatı farklı algılama ihtimali, geçmiş yaşanmışlıklar, farklı eğilimler ve çevresel etkileri yeteri kadar hesaba katmıyorsak, kısaca karşımızdaki kişiyi ‘karmaşık’ olarak kabul etmiyorsak, bu durum sorunlara yol açmaz mı? Sorunlarla karşılaştığımızda ise, tek yaptığımız karşı tarafı suçlamak mı olmalı?

Malcolm Gladwell, insanın karmaşık doğasına dayanan üç temel öğeyi açıklıyor kitabında.

Bunlardan ilki Timothy R. Levine tarafından (kitapta ismi Tim Levine olarak geçiyor) geliştirilen Truth-default Teorisi. Levine, bu teorinin ayrıntılı özetini 2014 yılında yayınladığı ‘Truth-default Theory (TDT): A Theory of Human Deception and Deception Detection’ isimli makalesinde paylaşıyor. Bu teoriye göre, insanlar karşı tarafın doğruyu söylediğine inanırlar, ta ki onların doğruyu söylemediğine dair bir işaret görene ya da fark edene dek. Ancak, böyle bir an geldiğinde, şüphelenip karşı tarafı yakından takip etmeye başlarız, bir anlamda ‘daha derine bakarız’. Karşı tarafın doğruyu söylediğine inanmamız aslında toplum içinde yaşıyor olmamızdan kaynaklanır, toplumda pek çok ilişki karşılıklı güvene dayanır. Eğer, karşı tarafın dürüst olduğuna inanmazsak, toplumsal ilişkiler işleyemez hale gelecektir. Bu nedenle, bir kişinin yalan söyleyip söylemediğini tahmin etme konusunda o kadar da başarılı değilizdir, ancak bir kişinin doğruyu söyleyip söylemediğini değerlendirme konusunda ise daha başarılıyızdır. Tim Levine, laboratuvar ortamında gerçekleştirdiği sosyal bir deney ile bu teorisini desteklemiştir.

Gladwell, ikinci öğe olarak ‘şeffaflık yanılgısını’ (The illusion of Transparency) ele alıyor. Bu noktada şeffaflık, kişilerin dışarıya kendilerini nasıl yansıttıkları ile aslında gerçek niyetleri arasındaki fark olarak ele alınıyor. Fark ne kadar azsa, şeffaflık o kadar artıyor. Başkalarının niyetini anlamak ve onların ne kadar ‘şeffaf’ olduğunu değerlendirmek için çoğu kez onlarla yüz yüze karşılaşmayı seçeriz. Bu şekilde, onların ses tonları, yüz mimikleri, beden dillerini okuyarak onları daha iyi anlayabileceğimizi düşünürüz. Ancak, bu durumda elde ettiğimiz sonuçlar, yanıltıcı da olabilir. Eğer, kültür farkı ve bulunulan ortam koşullarını hesaba katmazsak, karşıdaki kişiyi çoğu zaman yanlış değerlendirmiş oluruz. Bu strateji, sadece şeffaflık gerçekten fazla ise işe yarar.

Üçüncü ve son olarak ele alınan öğe ise Coupling yani eşleşme. Buna göre, davranışlar belirli şartlara ve koşullara bağlı olarak ortaya çıkar. İyi tanımadığımız bir kişinin hal ve hareketlerini anlamaya çalıştığımızda, onun mevcut durumunun yanı sıra, o andaki ortama, kişinin geçmişine, yaşadıklarına, geldiği kültüre, çevresel faktörlere bakmamız gerekir. Ancak bütünsel bir değerlendirme ile davranışları ve tavırları doğru değerlendirmek mümkün olur.

Kitap, birbirlerini iyi tanımayan iki kişinin ya da birbirlerine yabancı olanların birbirleri ile olan ilişkilerinin yanlış gitmeye ne kadar müsait olduğunu anlatıyor, yanılgı ve yanlış anlaşılmalar sonucunda meydana gelen olumsuz durumları örneklerle açıklıyor.

Talking To Strangers - What We Should Know about the People We Don't Know
Ötekiyle Konuşmak
Malcolm Gladwell
2019
400 sayfa
goodreads

🌿 2013-2021   şimdi   kitaplık   thebookish.de