...

The Joy of Not Working | Ernie J. Zelinski (Kitap)

Çalışma(ma)’nın Keyfi - İşkolikler, İşsizler ve Emekliler İçin Bir Rehber kitabının yazarı Ernie J. Zelinski, kişinin boş zamanından nasıl zevk alacağı ve bunu nasıl öğrenebileceği konusunu inceliyor. Üzerine biraz düşününce görülecektir ki, “boş zamanları” eğlenceli ve yapıcı şekilde değerlendirmek aslında hiç kolay değildir. Bunu yapmanın yollarını arayan yazar, kitabın ilk sayfalarında öncelikle “boş zaman” kavramını ele alıyor. Bir seminer sırasında katılımcılar arasında tartışılan bu kavram şu şekilde tanımlanıyor:

Yaşamdaki gerekli şeyleri elde etmek için gereken vaktin dışındaki zaman.

Bir diğer açıklamayla, boş zaman, kişinin istediği şeyleri yapmak üzere işyerinin uzağında geçirdiği zaman dilimidir. Boş zamana sahip olmak bir zamanlar lüks sayılıyordu; boş zaman ancak yakın bir tarihten sonra bollaştı. Tüm dünyada, pek çok insanın hedefi mümkün olduğunca fazla boş zamana sahip olmaktır. Ancak, buna tam bir tezat olarak, pek çok kişi sınırsız boş zamana -herhangi bir nedenle - ansızın sahip olduğu gün ne yapacağını bilemez, boş zamanla başa çıkamaz hale gelir, kısaca buna hazır değildir.

Bir kişi, erişkin hayatının büyük kısmını çalışarak geçirir. İse gitmek için ayrılan hazırlık zamanı, çalışmaya ayrılan zaman dilimi, iş hakkında düşünmeye ve konuşmaya harcanan zaman dikkate alındığında işin dışında kalan zamanında aslında işi düşünerek geçtiği ortaya çıkar.

Bir kişiden kendini tanımlaması istendiğinde genellikle kariyer kimliği ile ilgili bir tanımlama ortaya çıkmaktadır. Ancak, şu bir gerçektir ki, kişinin işi kimliğinin ancak küçük bir kısmını oluşturmalıdır. Bir kişi, kimliğini yaptığı ise bağlıyorsa, kendisini insan olarak sınırlıyor demektir. (sayfa 29) Gerçek kişiliğin çok daha derin temellere dayanması gereklidir. Kişiliği işle ilişkili olarak açıklamaya çalışmanın dayanak noktası işkolikliktir.

İşkoliklik, 21.yüzyılda en çok rastlanan kavramlardan biridir, bir tür bağımlılıktır. İşkoliklik, ciddi sağlık ve sosyal sorunlara yol açsa da, pek çok işyerinde takdir gören bir davranış biçimi olarak pekiştiriliyor. Çalışanların boş olması gereken zamanlarında işleri ile ilgilenmeleri, verimlilik artışını beraberinde getirmez. Uzun ve yoğun saatler boyunca çalışmak, bunun tam tersine, verimliliğin ve performansın azalmasına da yol açabilir.

Günlük hayat koşturmacısı içindeki bir kişi, düşünmeye çoğu kez vakit ayıramayacak hale gelir. İronik olarak, kişi kendini biraz serbest bırakarak düşünmeye biraz zaman ayırdığında ise yaratıcılık ve yeni fikirler peş peşe gelir. Çok çalışmak, zaman içinde yeni fikirlerin ortaya çıkmasının ve yaratıcılığın önünde engel hale gelir.

Kişinin boş zamanında iyice dinlenebilmesi ve yeniden çalışmaya hazır hale gelebilmesi için, boş vaktinde yapacağı şeylerin hiçbir şekilde işle bağlantılı olmaması önemlidir. Ancak bu şekilde tam dinlenme sağlanabilir. Tipik bir tatil gününde yapılacak şeyler, kültürden kültüre farklılık gösterir. Örneğin, Kuzey Amerika’da geleneksel bir tatil gününde, çoğu kez işyerindeki programı aratmayacak şekilde yoğun bir program tercih edilir. Amaç, kişinin iş hayatına tekrar hazır hale gelmesidir. Bunun tersine, Avrupa’da tatil keyif ve eğlence için yapılır. Amaç, zevk almaktır.

Araştırmalar, sevmediği işlerde sırf parası için çalışan kişilere göre, sevdiği işi yapan kişilerin daha iyi kazanç elde ettiğini göstermektedir. Ancak, buna rağmen, çeşitli nedenlerle milyonlarca kişi, sevmediği işlerde çalışmaya devam etmektedir. Hayatlarını kazanırken eğlenmeyi başaran, aynı zamanda, iş yaşam dengesine sahip olan insanlar ise çok şanslıdırlar.

Uzun çalışma saatlerinin kişinin kendine ayıracağı boş zamanı azalttığı düşünülse de, bu durum, çoğu kez kişinin kendisi ile ilgilidir. Çok az boş vakti olan kişi ya yanlış bir istedir, ya işini yanlış yapmaktadır, ya da kendisine boş zaman diye bir seçenek yaratmamaktadır. (sayfa 58)

Kariyer uzmanları, günümüzde çalışanların kariyerlerini birkaç kez yeniden yapılandırmak zorunda olduklarını belirtmektedirler. Bir işte geçirilen toplam süre ortalaması 3,6 yıldır. Bu durumda, herhangi bir çalışan, kariyerinin herhangi bir evresinde işsiz kalabilir. Kişinin kendisini işiyle özdeşleştirme seviyesi onun boş zamanını değerlendirmek konusunda karşılaşacağı güçlüğün de derecesini ortaya koymaktadır. Bir kişi yönetici olarak çalışıyorsa, kimliğini yaptığı ise bağlama eğilimi daha yüksektir. Bir işyerinin çalışana sunduğu üç doyum alanı vardır:

  • Yapı,
  • Amaç,
  • Topluluk ruhu.
The Joy of Not Working: A Book for the Retired, Unemployed and Overworked
Çalışma(ma)'nın Keyfi - İşkolikler, İşsizler ve Emekliler İçin Bir Rehber
Ernie J. Zelinski
2004
276 sayfa
goodreads

🌿 2013-2021   şimdi   kitaplık   thebookish.de